Yıldırım aşkı sandım, “narsizm” çıktı!

Onunla yıllar sonra bir eski arkadaşlar toplantısında karşılaştık. Kapıdan içeri bir şimşek gibi girdi; büyüsüyle tüm mekânı anında ele geçirdi. “Bu ne yakışıklılık” diyerek yanıma oturduğunda kalbim titremişti. Bir ay içinde evlendik. O an bunun bir mucize olduğunu sanıyordum; oysa hayatımın en büyük sınavı, bir narsistin ağlarına düşmekmiş. İşte o büyülü illüzyonun korkunç bir yıkıma dönüşme hikayesi…

Ulaşılamaz bir kadındı, kader bizi birleştirdi sandım

Geçmişte onu uzaktan uzağa hep hayranlıkla izlemiştim. O zamanlar benim ve pek çok erkek için ulaşılmaz, gizemli ve karizmatik bir kadındı.

Yıllar sonra o masada telefonları alıp verdiğimizde, sabahın ilk ışıklarına kadar mesajlaştık. İnanılmaz tesadüflerimiz vardı; aynı dönemde boşanmıştık, çocuklarımızın isimleri bile aynıydı.

Sanki evren bizi bir araya getirmek için onca yıl beklemişti.

O kadar hızlı ve durdurulamaz bir çekimdi ki bu, bir ay sonra tanımadığımız insanların şahitliğinde yıldırım nikâhıyla evleniverdik.

Sihirli değneğiyle hayatımı “temizledi”

Başlarda her şey rüya gibiydi. Hayatımdaki tüm sorunları çözecek sihirli bir değneği var gibiydi.

Eski eşimle yaşadığım pürüzleri, annemin bencil tavırlarını bir bir analiz ediyor, “Onlarla arana mesafe koymalısın” diyerek beni yönlendiriyordu.

Hatta en yakın arkadaşlarımın aslında beni kıskandığını, kötülüğümü istediğini iddia ediyordu.

O kadar “kıskanılası” bir aşk yaşıyorduk ki, ona inanmamam imkansızdı.

Paramı, malımı, kararlarımı, kısacası tüm irademi ona emanet etmiştim. Ben sadece aşk sarhoşu olarak akışta kalıyordum.

Yalnızlaşma ve “kendi hayatından sürgün edilme”

Aradan iki yıl geçtiğinde ise çevremde neredeyse hiç kimsenin kalmadığını fark ettim. “Armudun sapı, üzümün çöpü” derken, aslında her sevdiğimden uzaklaştırılarak yalnızlaştırılmıştım.

İlişkimiz artık sadece onun isteklerinin emir telâkki edildiği, benim ise söz hakkımın olmadığı bir dayatmaya dönüşmüştü.

Onun ve çocuğunun en lüks istekleri “temel ihtiyaç”, benim ve çocuğumun en basit talepleri “lüks” olarak etiketleniyordu.

İtiraz edecek olsam anında maddiyatçılıkla suçlanıyor, kendimden şüphe duyar hale getirilip yine boyun eğiyordum.

Mağduriyet maskesi ve ekonomik darboğaz

Onun bencilliği öyle bir seviyeye gelmişti ki; alışverişte hesaplı bir ürün seçsem “bir kadının ihtiyaçlarına engel olmakla” itham ediliyordum.

Kendi çocuğu için eski eşinden para istemezken, benim çocuğumun kurs ücreti için kavga çıkarıyordu. Ekonomik olarak darboğaza girmiştim ama bunu ona anlatmak mümkün değildi.

Konuşmaya çalıştıkça ben “öfke kontrolü olmayan bir ruh hastası” oluyordum, o ise her zaman “mağdur olan taraftı.”

Aylarım kendime inancımı sorgulamakla, “Acaba gerçekten ben mi haksızım?” şüpheleriyle geçti.

Bardağı taşıran son damla: Annem ve vicdan

Annem de zor bir kadındı ama sonuçta annemdi.

Bir ameliyatı için maddi desteğe ihtiyacı olduğunda, eşim ortak hesabımızdan bir kuruş dahi veremeyeceğimizi, annemin devlet hastanesinde sıra beklemesi gerektiğini söyleyerek huzursuzluk çıkardı.

“Ya benim istediğim olur ya da anneninki” noktasına gelmişti.

Annemin kapris yapma ihtimali olsa bile, hayat boyu taşıyacağım bir vicdan azabına dayanamazdım.

Kendime ait küçük bir arsayı ucuza satıp annemin masraflarını karşıladım.

Ama bu hamlem, evdeki ipleri tamamen kopardı. Eşim evi terk etti ve boşanma tebligatı jet hızıyla geldi.

İftiralar, yalnızlık ve narsizm gerçeği

Boşanma sürecinde dünyanın en mükemmel adamıyken bir anda dünyanın en aşağılık adamı ilan edildim.

Akıl almaz iftiralara maruz kaldım; çevresine anlattığı yalanlar o kadar büyüktü ki, insanlar “Bu kadarı da iftira olamaz” diyerek ona hak verdi.

Yalnızlığın dibini yaşadım. Yine de boşanmak istemedim, “Bir anlatsam çözeriz” sandım.

Oysa o beni çoktan gözden çıkarmıştı.

Bir arkadaşım sayesinde “narsizm” kavramıyla tanıştım. Resmen bir tuzağa düşmüştüm ve o sahte aşkın yarattığı bağımlılıktan kurtulmam çok uzun sürdü.

Aşk sanıp da çarpılmayın

Şimdi kurtulduğum için şükrediyorum ama yalan olduğunu bilsem de o “güzel” günlerin büyüsünü bazen özlüyorum.

Ama şunu söylemek isterim ki siz siz olun, benim gibi yıldırım aşkına düştüm sanıp çarpılmayın.

Biri sizi alıp bir anda göklere çıkarıyorsa, aynı hızla yere fırlatabileceğini de unutmayın.

İlişkinize zaman tanıyın, gözlemleyin ve kendinize haksızlık ettirmeyin.

Paranoya yapmayın ama her şeyin “fazla mükemmel” göründüğü o anlarda bir durup nefes alın.

Sağlıklı bir hayat dilerim hepinize…

Bu hikayede kendinden bir parça bulduysan aşağıya yorum yazabilirsin. Ya da taşıdıkların ağır geliyorsa anonim kalarak “Dök İçini” butonunu tıklayıp yükünü bırakabilirsin. Kim olduğun değil, ne hissettiğin önemli.💬✨

Yorum gönder

GÖZDEN KAÇMASIN