Sahte meşguliyetler çağı: “Ulaşılmaz” olunca değerli mi oluyoruz?
Sosyal medyada “ulaşılmaz olun” diye akıl veren ucuz yaşam koçlarının reçeteleriyle ilişkilerimizi nasıl bir strateji saçmalığına dönüştürdük? Sahici iletişim, sağlıklı ilişki kurma becerimiz nereye gitti?
Toplumsal bir illüzyonun tam ortasındayız. Farkında mısınız bilmem ama modern dünya hem duygusal hem de sosyal ilişkilerimizde bizi sürekli “kendimiz olmamaya” motive ediyor.
Bir yerlerde gizli bir el, olduğumuz gibi davranırsak kaybedeceğimize dair bir korku imparatorluğu kurmuş ve hepimize sahte roller dağıtmış gibi.
Sosyal medya akışlarına bakıyorsunuz; herkes mağdur, herkes yaralı. Herkes aşktan yana şanssız. Dost kazıkları havalarda uçuşuyor. Duygusal travma mağduriyetleri tavan yapmış durumda.
Hayatın her alanında haksızlığa uğramış milyonlar olarak dijital ekranların başında adeta toplu bir ağlama seansı düzenliyoruz.
Sanki yeryüzündeki bütün iyi ve masum insanlar sosyal medyaya toplanmı.ş. Bize bu kötülükleri, haksızlıkları yapanlar ise başka bir gezegende yaşıyor ve oradan bize savaş açmışlar gibi
Biz de bu mağduriyet korosunda, işinin ehli olan veya olmayan, “uzman” adı altında “derman” dağıtan paylaşımların esiri olmuş gidiyoruz.
Efecan Üniversitesi sertifikalı yaşam koçları
Bazen önüme öyle videolar düşüyor ki, insan hayretler içinde kalıyor. On binlerce çaresiz insanın ilişkilerine derman arayarak izlediği, altına yüzlerce medet uman yorum bıraktığı içerikler bunlar. Söze de öyle afili başlıyorlar ki: “Carl Jung şöyle der, Sigmund Freud böyle der…”
Sonrasında gelen o “ilahi” akılları dinlerken insanın gerçekten gülesi geliyor. Göklerden gelen bir bilge edasıyla dökülüyor reçeteler:
“Ulaşılmaz olun! Her mesaja hemen cevap vermeyin! İnsanlar sizin her an cep telefonunun başında beklediğinizi düşünmesinler. Telefonu hemen açmayın, anında geri dönmeyin. Sizi meşgul sansınlar! Bakın görün arkanızdan nasıl da sürüm sürüm sürünecekler!..”
Hani bilmesek, Freud ile Jung’u modern psikolojinin ve psikanalizin kurucu önderleri değil de, internetten alınma Efecan Üniversitesi sertifikalı birer “yaşam koçu” sanacağız.
Koskosca dehâların insan zihnine dair teorilerini, “3 adımda sevgilini kölen yap” sığlığına indirgeyen bu akıl tutulmasının tek bir sonucu var: Ucuz reçeteler eşliğinde, sahte kimliklerle oynanan stratejik hamleler sarmalı.
“Ulaşılmaz olun” tavsiyeleri neden işe yaramıyor?
Elbette insanın kendine ayırdığı, inzivaya çekildiği bir zamanı vardır ve olmalıdır. Her mesaja o an cevap vermek, her saniye konuşmak, her çağrıldığında buluşmak zorunda değiliz. Ama bunu ilişkilerimizde mekanik bir taktik oyununa, bir güç savaşına dönüştürmek nedir?
Gerçekte hiçbir işimiz yokken arkada “büyük toplantıların, dev projelerin insanıymış” gibi davranmak nedir? Bir diyaloğun tam ortasında sırf taktik gereği bir anda yok olmak? gelen çağrılara günlerce bakmamış numarası yapmak kimi, neyi kurtarıyor?
Sahi, sahici bir iletişim kurabilme becerimiz nereye gitti? Karşı tarafa zerre saygı göstermeden saygı beklemek, gerçek bir değer vermeden el üstünde tutulmayı ummak nasıl bir kibir?
Sonra da o sığ sularda boğulup, derinlikli ilişkiler kuramamaktan hep dünyanın geri kalanını, o “kötü ötekileri” suçlamak… Başka bir sıkıntınız, bir arzunuz var mıydı canım sizin?
Her gönül kaçanı kovalamaz
Valla kimse kusura bakmasın ama gerçek hayat o reels videolarındaki gibi pembe dizilerden ibaret değil. Her gönül her zaman kaçanı kovalamıyor; her uzak durduğunuz, kendinizi naza çektiğiniz kişi de arkanızdan sürüm sürüm sürünmüyor.
İnsanlar bir süre sonra o sahte meşguliyetlerinizden, çocukça taktiklerinizden ve stratejik hamlelerinizden yorulup sessizce kendi yoluna gidiyor. Geriye ise strateji tahtasında tek başına kalmış, yalnız ama “ulaşılmaz” piyonlar kalıyor.
O yüzden bırakalım o ucuz taktikleri, strateji haritalarını. Kendimiz olalım. Meşgulsek meşgul olalım, konuşmak istiyorsak o telefonu açalım.
Çünkü hayat, strateji kasarak harcanmayacak kadar kısa ve sahici bir iletişim, tüm o sahte koçların reçetelerinden çok daha şifalı.
Bu hikâyede kendinden bir parça bulduysan aşağıya yorum yazabilirsin. Ya da taşıdıkların ağır geliyorsa anonim kalarak “Dök İçini” butonunu tıklayıp yükünü bırakabilirsin. Kim olduğun değil, ne hissettiğin önemli… 💬✨
Yorum gönder